Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Fuarı ve 29. IBF Uluslararası İş Forumu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, küresel ekonominin jeopolitik gerilimler, artan korumacılık ve dönüşümler nedeniyle dalgalı bir seyir izlediğini belirtti. İsrail-İran arasındaki gerilimin küresel ticaret beklentilerini baskıladığını ve lojistik maliyetlerini artırdığını söyledi.
Yılmaz, küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerin ülkeleri ittifaklara dayalı tedarik modellerine yönlendirdiğini ve bu durumun ikili/çok taraflı ticaret diplomasisini daha önemli hale getirdiğini vurguladı. İklim değişikliğiyle mücadele ve dijital düzene uyumun uluslararası diyaloğu ön plana çıkardığını ifade etti.
Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel olumsuzluklara rağmen üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle pozitif bir görünüm sergilediğini söyledi. Milli gelirin 2002’deki 239 milyar dolardan 2026 ortası itibarıyla 1,7 trilyon doları aştığını, kişi başına gelirin ise 3 bin 600 dolardan 20 bin dolar civarına yükseldiğini aktardı.
Ana ihracat pazarları olan Avrupa ve MENA bölgesindeki büyüme hızındaki olumsuzluğa rağmen Türk ihracatının dayanıklılık gösterdiğini belirtti. Mal ihracatının 2002’de 36 milyar dolardan 2026 ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış 280 milyar dolara ulaştığını, hizmet ihracatının ise 14 milyar dolardan 125 milyar dolara yükseldiğini kaydetti. Toplam mal ve hizmet ihracatının 2002’de 50 milyar dolardan 2025’te 400 milyar dolara yaklaştığını belirtti.
Pazar çeşitliliğini artırma hedefiyle uzak ülkeler, İslam ülkeleri ve Afrika ülkelerine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. İhracat destekleri ve finansman araçlarının bütünleşik olarak ele alındığını ifade etti.
Yılmaz, yerli üretimin korunması ve ithalata bağımlılığın azaltılmasının öncelikli alanlar olduğunu vurguladı. Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi demir yolu bağlantılarıyla Türkiye’nin doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerindeki ticaret akımlarında etkisini artırmayı hedeflediklerini belirtti. Tarihi Hicaz Demiryolu güzergahına da yeni bir bakış açısıyla yaklaşıldığını söyledi.
Limanlar, lojistik merkezler, sanayi bölgeleri ve demir yolu ağlarını bütünleştirerek Türkiye’yi küresel ekonominin üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Uluslararası yatırımcılara yönelik öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ortamı sunulacağını ifade etti.
Türkiye’de güçlü siyasi istikrar ve dirayetli liderlik olduğunu, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu söyledi. Bütçe açığının uluslararası düzeyde yönetilebilir seviyede olduğunu, cari açığın ise savaşın etkisinden arındırıldığında yüzde 2’nin altında seyrettiğini belirtti. Rezervlerin güçlü olduğunu ve CDS’in aşağı seviyelere geldiğini aktardı.
Bankacılık sisteminin sağlam olduğunu belirten Yılmaz, “Sermaye piyasalarımızda yapısal bir sorun yok, yapısal olarak bir problemle karşı karşıya değiliz. Kısıtlı bir alanda spesifik bazı sorunlarla karşı karşıyayız ve bunları aştığımızda sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde, yapısını daha bir kuvvetlendirmiş bir şekilde yoluna devam edecektir” dedi.
Gümrük idareleri ve kapılarının yenilenmesi, serbest bölgelerin geliştirilmesi gibi adımlarla dış ticarette rekabetçiliğin artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Orta Vadeli Program sonunda, 2029’da mal ve hizmet ihracatını 450 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.
Reklam & İşbrliği: [email protected]