Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Nüfus Politikaları Kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin nüfus politikaları ve kadınların iş gücüne katılımına ilişkin hedefleri paylaştı. Yılmaz, 2028 yılına kadar kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 40’ın üzerine çıkarmayı amaçladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen toplantıda Yılmaz, küresel nüfusun kendini yenileyememesi sorununun uzun vadeli politikalar gerektirdiğini vurguladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülke nüfusunun yıllık artış hızının binde 5 seviyesinde olduğunu ve toplam doğurganlık hızının 2025’te 1,42 çocuğa gerileyerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesini gördüğünü ifade etti.
Yılmaz, doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısının 2017’de 4 iken 2025’te 59’a çıktığını söyledi. Ortalama yaşın 34,9’a yükseldiğini ve yaşlı nüfus oranının yüzde 10’u geçtiği il sayısının 62’ye ulaştığını belirtti. Bu eğilimin yönünü değiştirmek için ekonomik desteklerin tek başına yeterli olmadığını, aile kurma ve çocuk sahibi olma kararının birçok etken tarafından belirlendiğini dile getirdi.
2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı olarak ilan ettiklerini belirten Yılmaz, çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikaların yanı sıra, ailelerin çocuklarını güvenle büyütebilecekleri ve ebeveynlerin çalışma hayatından kopmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Nüfus Eylem Planı kapsamında 13 önemli faaliyeti hayata geçirdiklerini aktardı.
Bu kapsamda analık izninin 24 haftaya, babalara verilen mazeret izninin ise 10 güne çıkarıldığını hatırlattı. Ayrıca, doğum veya evlat edinme sonrası yarım zamanlı çalışma imkanı, tek seferlik doğum yardımı ve çocuk başına düzenli ödeme gibi desteklerin uygulandığını kaydetti.
Yılmaz, Aile ve Gençlik Fonu kapsamında gençlere faizsiz kredi desteği sunduklarını, 500 bin konutluk projede gençlere ve çok çocuklu ailelere kontenjan ayırdıklarını belirtti. Özel öğretim kurumlarındaki eğitim ücretlerine üst sınır getirilerek ailelerin yükünün hafifletilmesinin amaçlandığını bildirdi.
Kamu kurumlarında çocuk bakımevi açılması için gereken asgari çocuk sayısının 50’den 30’a indirildiğini ve 7 gün 24 saat esasına göre hizmet verebilecek bakımevlerinin önünün açıldığını ifade etti. 150 bağımsız bölümün üzerindeki konut projelerinde gündüz bakımevi alanı ayrılmasının zorunlu hale getirildiğini hatırlattı.
Özellikle kadınların aile hayatı ile çalışma hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı, bakım sorumluluğunun dengeli paylaşıldığı bir yapıyı güçlendirmeyi öngördüklerini söyledi. 2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisi doğrultusunda, kadınların iş gücü piyasasına katılım ve istihdam oranlarının artırılmasının temel politika alanlarından biri olduğunu vurguladı.
Yılmaz, küresel ölçekte medya ve sosyal medya üzerinden doğurganlığı azaltmaya ve cinsiyetsizleştirmeye yönelik kampanyalar yürütüldüğünü belirterek, Türkiye’nin kendi değerleri doğrultusunda çocuğu bereket, aileyi huzur ve güven kaynağı olarak gördüğünü ifade etti. Bu anlayışı aşındırmaya çalışan bir dilin aile ve nüfus politikalarına yön vermesine izin vermeyeceklerini söyledi.
Türk Devletleri Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda da aile ve nüfus gündemini önceliklendirdiklerini belirten Yılmaz, 26-27 Ekim’de İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Aile ve Nüfus Konferansı ile bu birikimi uluslararası akademik zemine taşıyacaklarını sözlerine ekledi.
Reklam & İşbrliği: [email protected]