Mizofoni Nedir ve Nasıl İlerler?

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Mizofoni Nedir ve Nasıl İlerler?

Prof. Dr. Nuray Atasoy, mizofoninin özellikle “çiğneme”, “yutkunma”, “ağız şapırdatma”, “kalem tıklatma”, “saat tıkırtısı” gibi günlük hayatta sık karşılaşılan seslere karşı aşırı duyarlılıkla kendini gösterdiğini belirtti. Bu tür seslerin bireylerde kaygı, öfke ve tiksinti gibi yoğun duygusal tepkileri tetikleyebildiğini ifade eden Atasoy, mizofoninin bir hastalık olmadığını, doğuştan veya ergenlik döneminden itibaren ortaya çıkabildiğini söyledi.

Terleme, kızarma, tansiyon artışı gibi tepkiler verilebiliyor. Atasoy, mizofoninin aile içinde birden fazla kişide görülebildiğine dikkati çekerek, “Bazı zamanlar o kadar şiddetli oluyor ki bu sesin olabileceği durumlardan kaçınmaya çalışırken kaygı, endişe hatta sonradan depresyon gelişebiliyor. Aynı masada başka insanlarla ya da yakın çevrede yemek yeme, bir şeyler içme gibi faaliyetleri sürdüremez hale gelebiliyorlar” diye konuştu.

Atasoy, mizofoninin çoğunlukla ergenlik çağında fark edilmeye başlandığını, hafif ve şiddetli vakalarla sık karşılaştıklarını anlattı. Seslere karşı aşırı hassasiyeti olan bireylerin çoğu zaman ailelerine yönelik sert tepkiler verebildiğine işaret eden Atasoy, bu durumun aile içi çatışmalara neden olabildiğini ifade etti.

“Hafif vakalarda ilaç tedavisine gerek duyulmuyor” diyen Atasoy, mizofoni rahatsızlığı bulunanların zamanla duruma adapte olduklarını ve yetişkinlikte sesleri çoğunlukla dinlememeyi başarabildiklerini, dikkatlerini başka yöne vererek durumun üstesinden gelmeye çalıştıklarını anlattı.

Mizofoninin neden kaynaklandığının tam olarak bilinmediğini belirten Atasoy, psikoeğitim, bilişsel müdahaleler ve kaygı ya da takıntıya yönelik tedavilerin uygulandığını söyledi. Atasoy, hafif vakalarda ilaç tedavisine gerek duyulmadığını ancak yoğun fizyolojik tepkiler, öfke kontrol sorunları, uyku ve beslenme bozuklukları görülen durumlarda ilaç tedavisinin de etkili olabildiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Nuray Atasoy, mizofoninin kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görüldüğünü, rahatsızlığın yalnızca bireyi değil, yakın çevresini de olumsuz etkileyebildiğini belirterek, “Kişinin günlük yaşamını, iyilik halini bozuyorsa mutlaka yardım istemek lazım. Yoksa kaygı bozukluğu, depresyon ya da takıntılı durum kişinin sosyal ve eğitim hayatını, ilişkilerini, yaşam kalitesini bozabilir” diye konuştu.

Benzer Haberler
Çanakkale Mahkemesi, Nöbet Ücreti İle İlgili Anayasa Aykırılığını İptal İstedi
Çanakkale Mahkemesi, Nöbet Ücreti İle İlgili Anayasa Aykırılığını İptal İstedi
DİYALİZ HASTALARINA HİZMET VEREN MERKEZLERDE SON DURUM
DİYALİZ HASTALARINA HİZMET VEREN MERKEZLERDE SON DURUM
COVID-19 Salgını: 6 Yıllık Bir Değerlendirme
COVID-19 Salgını: 6 Yıllık Bir Değerlendirme
Bakanlık Uyardı: Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunu
Bakanlık Uyardı: Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunu
TATVAN DEVLET HASTANESİNDEKİ İKİ GÜNLÜK BEBEĞE ACİL TEDAVİ
TATVAN DEVLET HASTANESİNDEKİ İKİ GÜNLÜK BEBEĞE ACİL TEDAVİ
GIDA ALERJİSİ: TANI KONULMAYAN VAKALAR ARTIYOR
GIDA ALERJİSİ: TANI KONULMAYAN VAKALAR ARTIYOR
İlkeli Haberin Doğru Adresi
Copyright © 2025 Tüm hakları İLKE GAZETESİ 'nde saklıdır. Seobaz Haber Teması