Arıların çalışkanlığı, doğanın zenginliği ve binlerce çiçeğin özüyle ortaya çıkan bal, aynı zamanda şifa kaynağı olarak yüzlerce yıldır sofralarda yer alıyor. Sabahları enerji kazanmak, mideyi rahatlatmak veya bağışıklığı desteklemek isteyen pek çok kişi balı tercih ediyor. Türkiye’nin zengin bitki örtüsü bu çeşitliliği en net biçimde ortaya koyuyor.
Monofloral ve polifloral olarak ikiye ayrılan ballar, her birinin kendine özgü bir yapısı ve içeriği bulunmaktadır. Monofloral ballar, tek bir çiçeğin nektarından elde edilirken, polifloral ballar birden fazla çiçeğin nektarını içermektedir.
Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu’na göre, kestane balı antioksidan ve antikanserojenik bir karaktere sahiptir ve dolaşım ile kalp sağlığına olumlu etkiler sağlar. Ancak, dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de deli bal‘ın doğru kullanılması gerektiğidir; çünkü yanlış kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Diyabet hastalarının en sık dile getirdiği endişelerden biri olan kan şekerini yükseltme riski, bazı ballar için geçerli olmayabilir. Örneğin, salgı balları‘nın glisemik indeksi düşüktür ve kan şekerini yavaş yükseltir.
Balın türü kadar tüketim şekli de önemlidir. Prof. Dr. Kekeçoğlu, süzme bal‘ın genelde daha güvenilir olduğunu belirtmektedir. Ancak, arının kendi ördüğü peteğin petekli balının karaciğer hastalıklarına karşı olumlu etkileri olduğunu da vurgulamaktadır.
Reklam & İşbrliği: [email protected]